Genç işsizlik “Ev Gençleri” kavramını yarattı

Genç işsizlik “Ev Gençleri” kavramını yarattı

reklam"

İşsizlik bugünün sorunu değil. Türkiye ekonomisi uzun yıllardır işsizlik sorunu ile karşı karşıya. Kentimizde duruma baktığımızda; iş piyasalarının göstergeleri yıllık bazda açıklandığı için, 2020 yılı bitmeden işsizlik rakamlarını tam olarak göremiyoruz. Ayrıca, iş piyasaları göstergelerine baktığımızda, işsizlik rakamları Mersin ve Adana  TR 62 bölgesi olarak ortak açıklandığı için, Mersin özelinde işsizlik rakamlarını da net görmekte zorlanıyoruz. Ancak elimizdeki İŞKUR göstergeleri, açık pozisyonlar, işe yerleştirmeler ve benzeri detay aylık verilere bakarak hem 2020 yılı hakkında  hem de Mersin özelinde bazı rakamlara ulaşabiliyoruz.

Genç işsizlik rakamları ciddi sosyal bir sorundur
TR62 Bölgesi söz konusu oran ile  %13,7 olan Türkiye geneli ortalamasının altında olsa da işsizlik kentimizin ve bölgemizin önemli bir sorunu. İşsizlik oranı incelenirken tarım dışı işsizlik oranı ile genç nüfus işsizlik oranını beraber değerlendirmek gerekir. Söz konusu dönemde Mersin’de tarım dışı işsizlik %14, “20-24” yaş grubundaki gençlerde bu oran %23,5 düzeyindedir. Esas sorun da budur. Genç bir nüfusa sahip olan Türkiye ve Mersin için en önemli sorun genç işsizliktir ve bu oran  genel işsizlik oranı ortalamasının üzerindedir. Hem Türkiye hem Mersin olarak genç bir nüfusa sahibiz. Son yıllarda genç işsizler – ki bunlar eğitimli gençler – o kadar arttı ki “Ev Genci” diye bir terim türedi. Bu ev gençleri iyi eğitim almış olmalarına rağmen iş bulamayan ve ailesi ile yaşayan yeni bir kitle. Ciddi sosyal bir sorun olarak görülmeli ve genç işsizler için mutlaka yeni bakış açıları oluşturulmalıdır. En büyük zenginliğimiz insanımız ve gençlerimizdir diyoruz ama bu gücü israf eder durumdayız.

2020 yılında iş yaratmakta çok zorlandık, ayakta kalmaya odaklandık
2020 yılı yılına baktığımızda, henüz yıllık rakam açıklanmasa da, aylar itibariyle işgücü piyasasındaki göstergeleri takip ettiğimiz İŞKUR istatistiklerine baktığımızda; işverenlerden gelen işçi talebini gösteren açık işlerdeki gelişmelerde 2020 yılı Şubat ayında başlayan azalış 2020 Nisan’da yılın en dip seviyesini görmüştür. Bunun elbette başka nedenleri de var. İşverenler ne yazık ki azalan iş hacminden dolayı yeni iş yaratamamaktadır. 2020 Mayıs ayında başlayan hareketlenme ile 2020’nin ikinci yarısında daha olumlu seyir izlemiştir. 2020 Haziran ayından sonra genel anlamda bir ekonomik toparlanmayı görmüştük.  Ama bu toparlanma istihdama çok olumlu yansımadı. Gıda en önemli istihdam yaratan sektör. Bu noktada, korona virüs salgını boyunca gıda sektörü ciddi anlamda üretimini arttırdığından Mersin başka alanlarda kaybettiği istihdamı iddialı olduğu gıda sektöründeki bu iş hacmi ve istihdam artışıyla telafi etmeye çalışmıştır. Özellikle hizmetlerle ilgili birçok sektör, başta eğitim ve turizm sektörlerinde doğrudan destekler elzem hale gelmiştir. Bu sektörler 10 aydır kapalı durumdadır.

Yeni güçlü şirketler kurmak zorundayız
Bu noktada köklü çözümler gerekmektedir. İstihdamı arttırmak için çok ortaklı, güçlü sermayesi olan güçlü şirketler kurmak ve bu tip şirketleri desteklemek zorundayız. Çünkü istatistikler yeni kurulan güçlü şirketlerin eski şirketlere göre çok daha fazla yeni istihdam yarattığını gösteriyor.  2020 yılında olağan dışı günler yaşıyoruz. Buna rağmen Mersin olarak gerek sektör çeşitliliğimizle, girişimcimizin çabasıyla gerekse tarımdan sanayiye, hizmetlerden ticarete üreten bir kent olmamız nedeniyle sorunlara direniyoruz.

Büyük yatırımların karar süreçlerinde kentin dinamikleri yer almalıdır
Mersin özelinde ihtiyacımız olan şey daha koordineli hareket edebilmeyi başaran bir kent olabilmektir. Mersin dinamikleri olarak uzun yıllardır ne yapılması gereken büyük yatırımlarda hem fikiriz, ne de yapılması istenmeyen, itiraz edilen yatırım ve projelerde hem fikiriz. Meslek odaları başka düşünüyor, yerel yönetimler başka düşünüyor, iş dünyası başka bakıyor, kamu çoğu zaman sormuyor bile… Bir ortak paydada buluşabilen kent olmayı öğrenmek zorundayız. Bu, kentin bekleyen veya ihtiyacı olan projelerinin hayata geçmesi veya hızlanması adına çok önemlidir. Tek ses olabilen bir Mersin olmadan etkimiz olmaz. Buna ek olarak kente yapılacak yatırım karar süreçlerinde kentin dinamikleri de dışlanmamalıdır. Meslek örgütleri, Odalar, Borsalar bu kurumlar kenti en iyi bilen kurumlardır. Bu kurumlar kentin büyük projelerinin karar süreçlerinde yer almalı ve bedava danışman olarak kullanılmalıdır. Bu aynı zamanda katılımcı demokrasinin de bir gereğidir.

 

Ayhan KIZILTAN

Mersin Ticaret ve Sanayi Odası 

Yönetim Kurulu Başkanı 

reklam
Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?